Evde eğitim hem daha ucuz hem daha lüks

Dünyada pandemi nedeniyle ara verilen öğretime evde devam edilince ''çocuklarımızı evde mi eğitelim yoksa okula mı gönderelim'' tartışması ABD'de (başka nerede olabilir) alevlendi.

İnternette rastladığım bu grafikte şehirlerin K-12'ye (bizdeki ilk ve orta öğretime denk sisteme verilen ad) yıllık ayırdıkları bütçeyi görüyoruz. Buna göre New York şehri öğrenci başına 24 bin dolar ile zirveyi işgal ediyor. Evde eğitimi savunanlar veya bugüne kadar savunmayıp da bu rakamlar karşısında şaşıranlar

Beş aile bir araya gelsek ve 100,000 dolar maaşla beş çocuğa özel öğretmen tutsak, New York şehrinin kocaman ve dolu bir sınıfta, bir öğrenciye harcadığından ucuza getiriyoruz

diyorlar.

Merak edebilirsiniz. Türkiye ne kadar harcıyor peki? 1130 dolar.


“Flatten the curve”e ne oldu?

Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, artık kimse ağzına almıyor. Oysa iki ay önce en popüler terimdi. Ve hastanelerde yığılma olmaması için herkes evlere kapatılmıştı. Bugün hiçbir ülkenin hiçbir hastanesinde yatak sıkıntısı yok. Ama karantina devam. Karantina kalksın diyenler cahillikle suçlanıyor. Fakat bana sorarsanız, kendimi o cahil kesimin arasında saydırma riskini de göze alarak karantinaya girmekle yüzyılın en büyük kazığını yediğimizi düşünüyorum. Buna nasıl razı olduğumuzu, daha doğrusu razı edildiğimizi çok iyi irdelememiz gerekiyor.


Karantinadan sonra hastalıklarla boğuşacağız

Facebook | Dr. Dan Erickson & Dr. Artin Massihi | 2 Mayıs 2020

Rutherford Kanser Merkezi, her Nisan ayında 30 bin civarı yeni kanser tanısı koyduklarını, bunun bu yıl 5 bine düştüğünü söylüyor. Pandemi nedeniyle hastanelere kimse gitmediği için tanı sayısı düşmüş, bu da kanser gibi erken tanının hayati olduğu hastalıklarda can kaybı demek.

Karantina bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Karantinadan sonra hepimiz birden dışarı çıkacağız ve bağışıklık sistemlerimiz zayıflamışken tekrar virüs alışverişi yapacağız. Tahmin edin bakalım ne olacak? Hastalık oranları yukarıya çıkacak

diyor Kaliforniyalı iki doktor.

[Kısa versiyonu, Twitter, Türkçe altyazılı 1dk,33 sn]

[Uzun versiyonu, Facebook, İngilizce 1 saat 7 dakika]


Covid19'la İlgili Gerçek Veriler

Medium | Murat Soydan | 10 Mayıs 2020

Türkiye’nin tam sokağa çıkma yasağı ilan etmemesi ve şimdi bir normalleşme süreci başlatması sistematik şekilde “ekonomik sebeplere” bağlanıyor ve salgınla mücadelemize gölge düşüren bir algı oluşturuluyor. Peki salgınla ilgili gerçek veriler ne diyor? [Türkçe, 5953 kelime]


Kadın Liderler Korona virüs sürecini daha mı iyi yönettiler?

Liberfe | 8 Mayıs 2020

Batı dillerine İsveçce'den geçen bir kelime: Smörgåsbord. Açık büfeden hep ve sadece sevdiğiniz şeyleri tabağınıza tepeleme doldurmanız gibi bir anlamı var. Feminizm de biraz böyle geliyor bana. Aktivistler, sadece işlerine gelen şeyleri duyuyor, tartışıyor ve savunuyorlar. Hem kadınla erkek eşittir deyip hem de ilk fırsatta ''kadınlar erkeklerden daha iyi lider oluyorlar'' demek sizce de böyle olmuyor mu? Kaldı ki nüfusunda kişi başına en fazla ölümün gerçekleştiği Batı ülkesi Belçika'da kadın başbakan varken ve pandemiyle mücadeleleri övülen Singapur ve Hong Kong'u erkek liderler yönetirken. Yine de okuyalım. [Türkçe, 629 kelime]


İsveç’te bir göçmen, kız arkadaşının kafasını kesti!

Dünyanın ilk feminist hükûmetine sahip olmakla övünen İsveç'te son yıllarda kadınlara yönelik şiddet eylemlerinde, toplu tecavüzlerde, sarkıntılık ve tacizde ciddi bir artış var. Son kurban, 2006 yılında İsveç'e mülteci olarak gelen kürt erkek arkadaşı tarafından kafası kesilerek öldürülen 17 yaşındaki Wilma Andersson.

Wilma Andersson, 17

Bu tür vakalar kamuoyuna yansıdığında iki farklı ses duyarız. Biri, kadınlara yönelik şiddetteki bu artışı, ülkenin Ortadoğu ve Afrika gibi kadına bakışı sorunlu coğrafyalardan alınan yoğun göçe bağlar. Diğeri ise bunun bir kültür veya etnisite değil, erkeklik sorunu olduğunun altını çizmekte ısrarlıdır. Kabaca genelleyecek olursak, ilk ses, siyasetin sağ tarafında bulunanların sesiyken, suçu külliyen erkekliğe bağlayanlar ise sol ve feminist gruplar. Herkesin kendine göre bir ajandası var tabii. Kimin ne dediğine değil de elimizdeki verilerin ne dediğine bakalım o halde:

TRT kadar yanlı olmasa da yine de kadrolaşma sebebiyle sola ve dolayısıyla hükûmete yakın duran public service'in 2018 tarihli haberine göre; ülkede tecavüz suçundan hükmü bulunanların %58'i İsveç dışında doğmuşlar. Şuna dikkatinizi çekerim. Bu istatistiğe göçmen ana babadan olup da İsveç'te doğmuş kişiler, yani 2. nesil dahil değil.

2019 yılı itibarı ile İsveç dışında doğanların oranı toplam nüfus içinde %20'yi buluyor. Nüfusun %20'si ülkedeki tüm tecavüz suçlarının %60'ını işlemiş demek. Tekrar hatırlatayım. Bu istatistik, İsveç'te doğan fakat ailesi göçmen olanları kapsamıyor. Altını çizmeliyim ki, 2. nesil göçmenlerde suça meylin daha fazla olduğunu ortaya koyan çalışmalar mevcut. Düşününce, makuldür de bu. Yeni gelenler elde ettikleri şansı değerlendirmek isterler. Yeni bir başlangıç yapmak isterler. Mahkemeler ve sınırdışı kararları ile uğraşmamak için kendilerini dizginlerler. İkinci nesil, entegre olamamanın verdiği öfkeyle radikalleşir.

Mesela Uppsala Üniversitesi'nde yapılan bu araştırma, Batı ülkelerinde doğan müslümanların, aşırı islamcı fikirleri, Batı'ya sonradan göçmüş müslümanlardan daha fazla desteklediklerini gösteriyor. Entegrasyon, bir sonraki nesilde kolaylaşmıyor. İmkansızlaşıyor. Suç oranları artıyor. Wilma'nın katili, 2006 yılında geldi İsveç'e. İsveç, 2015 yılında tarihinin en büyük göçünü aldı. Bu göç, Amerika'nın 1890-1910 arasında aldığı o meşhur Atlantik Göçü'nden bile büyüktür, nüfuslara oranlarsanız. Şunu demek istiyorum. 2015'de gelenler henüz ciddi anlamda suç işlemeye başlamadılar. Bunlar, verilerle sabit acı rakamlar. Daha yumuşatarak nasıl anlatırım da ırkçı damgası yemem, ben de bilmiyorum. Siz ne yaparsanız yapın, bazıları kafasını kuma gömmeye devam edecektir. Bunların sol görüşlü insanlar ve feministler olması kendi içinde bir hayli ironi içeriyor tabii.


Dan Cooper

YouTube | Lemmino |27 Nisan 2020

1971'de anonim bir adam, Dan Cooper adına sahte bir isimle uçak bileti alır ve içine bomba sakladığı bavuluyla Portland'dan Seattle'a uçuş yapmak üzere uçağa biner. Cooper, yolda mürettebatı rehin aldıktan sonra eline geçirdiği 200.000 dolar fidye ile (bugünün parası ile 1 milyon 200 bin dolar) uçaktan Portland ormanına paraşütle atlar. FBI o günden beri izini bulamadı Cooper'ın. Dosya 2016'da kapatıldı. Bu esrarengiz vaka üzerine bir belgesel. [İngilizce, 29 dakika]


Başarının Yüzü: E-Ticaret Platformlarında Güzellik ve Çirkinlik Para Ediyor

Sagepub | The Faces of Success: Beauty and Ugliness Premiums in e-Commerce Platforms | 27 Nisan 2020

İnternette bir şey satacaksanız reklam için kullandığınız modeller ya çirkin ya da güzel olmalıymışlar. Düz ve özelliksiz olsun da çirkin olmasın demeyeceksiniz yani. En kötüsü, rahatsız etmeyen, sıradan yüzler.  [İngilizce]