Dünyanın koronavirüsle mücadelesinde test grubu: İsveç

İsveç'in Covid-19'a yönelik politikasını eleştiren iddiaların neden abartılı olduğuna bakalım.

Her gün televizyonda, gazetelerde ve sosyal medyada koronavirüsün ne kadar tehlikeli olduğuna dair haberler, paylaşımlar görüyoruz.

Koronavirüsün tehlikesini nasıl ölçeriz?  

Ölçelim ki, korkup korkmamamız gerektiğini bilelim. Bu konuda oldukça uzun bir yazı vardı DePolitik'te.

Ancak kısa ve kestirmeden gideceğim bu sefer. İsveç'teki koronavirüs sebepli ölümlerin diğer ülkelerden çok farklılık gösterdiği, özellikle diğer İskandinav ülkelerinden ciddi bir biçimde ayrıldığı iddia ediliyor. Bakalım:

Ölü sayısını nüfusa bölersek, 1 milyon kişiye düşen ölü sayısını buluyoruz güya. Bu vaka ve ölü sayısına dair rakamları mükemmel laboratuvar koşullarında elde etmiş olsaydık hesabı böyle yapabilirdik. Ancak yapamıyoruz. Nedenleri:

1) Covid-19 ile ilgili her gün tv’lerde duyduğumuz ’’şu kadar vaka, bu kadar ölü sayısı’’ gibi haberler pek bir anlam taşımıyor. Diyalize bağlanmış ve ölecek bir hastanın vücudunda Covid-19’a rastlamanız o kişinin Covid-19’dan öldüğünü gösterir mi? Her zaman gösterir mi? İtalya’da yapılan bir araştırma, ezici çoğunluğu yaşlı insanlardan oluşan ölümlerde farklı farklı ve çoğunlukla birden fazla başka sebeplerin de olduğunu ortaya koyuyor (kalp, şeker, damar hastalıkları, solunum yetmezliği, obezite, tansiyon vs). Yine İtalya’da, bize Covid-19 ölümleri diye medyada sunulan rakamların  %12’sinin sadece ve tek başına Covid-19 sebebiyle olduğunu ortaya koyan çalışmalar var.

Dikkat! Covid-19'dan en fazla etkilenen ülkelerden İtalya'da bugün itibarı ile doğru veya yanlış tutulan istatistiklerin söylediğine göre 25 bin ölüm var. Bu kadar ölüm, 4 ayda gerçekleşti. İtalya'da daha önceki yıllarda normal bir senede ayda 50 bin kişi ölmekte. Bunların çoğu doğal olarak yaşlı ve bir ya da birkaç hastalığı birden olan bireylerdir. Covid ölümleri için İtalya'ya 25 bin kişi yazsak bile, normal bir senede 4 ayda 200 bin kişi ölüyordu bu ülkede. Covid-19'dan ölen 25 bin kişiyi bu 200 binin üzerine mi katacağız, yoksa içinde mi sayacağız? Bunu net olarak bilmiyoruz mesela.

2) Ülkelerin istatistiklerini birbirleri ile kıyaslamamız bakkal hesabından öteye gitmez. Başlıca iki sebepten ötürü:

a) Ülkelerin istatistik tutma şekilleri ve istatistiklerinin güvenilirlikleri birbirlerinden farklı olabilir. 1,5 milyar nüfuslu Hindistan'ın 9 milyon nüfusa sahip İsrail kadar vakası var. Bu mümkün mü?

b) Söz konusu ülkelerde (İsveç’in komşuları) demografik yapı nasıldır? Biliyoruz ki bütün İskandinav ülkeleri ve Finlandiya özelinde İsveç, nüfusunda en çok Ortadoğu ve Afrika’dan göçmen barındıran ülke. Ortadoğu ve Afrikalı göçmenler (Türkiye’den gelenler de dahil olmak üzere) bir çatı altında farklı jenerasyonları barındıran aile yapıları ile göze çarpıyor. Biliyoruz ki bu hastalık tüm yaş gruplarını eşit etkilemiyor. Gençler taşıyıcı olurlarken, yaşlılar ve sağlıksızlar ölüyor. Göçmen evlerinde dede, nine, torunlar birbirleri ile yakın ilişki içinde yaşıyorlar. Bu da nüfusunda en fazla göçmen barındıran ülke olan İsveç’in ölüm istatistiklerini yukarı taşıyor. Avrupa Birliği'nin başkentini barındıran Belçika, İsveç kadar nüfusuna rağmen İsveç'in 3-4 katı Covid-19 ölüm vakasına sahiptir. Bunu yine yüksek göçmen oranına, göçmenlerin kültürlerine ve Belçika'da metrekareye düşen insan sayısının çok fazla olmasına bağlayabiliriz.

İsveç'in kültür yapısına gömülü bazı özellikleri var. Ülke genelinde çekirdek aile yapısı hakim. Yaşlılar, gençlerle aynı evde yaşamıyor. Pandeminin en çok sevdiği büyük şehirlerde ise tek başına yaşayan nüfus sayısı diğer Batı ülkelerine göre yüksek. Yani Türkiye'nin veya başka ülkelerin yaptıkları ''sosyal mesafeyi koruyalım'' telkinlerinin İsveç için pek geçerliliği yok. Biz zaten koruyoruz sosyal mesafeyi.

c) İsveç’teki ölümlerin yarısı huzurevlerinde gerçekleşti. İsveç’teki huzurevleri Norveç’tekilere nazaran daha kalabalıktır. Bir Norveç huzurevine sızan Covid-19, belki 3 yaşlı insanı götürürken, İsveç huzurevine sızan virüs, belki 20-25 insanın vakitsiz ölümüne sebep olabilmekte. Duygusuz ve soğuk bir yorum olacak belki, ancak bu ölenler çok büyük ihtimalle Koronavirüse yakalanmasalardı da 2021 yılını göremeyeceklerdi. Fakat tabii bir sene içinde aylara yayılarak gerçekleşecek bu ölümler, 2-3 ay içersinde olmuştur.

Huzurevlerinde çalışan personelin büyük bir bölümünün göçmen kökenli olmasından dolayı İsveçce olarak aldıkları önlemlere dair enformasyonu tam anlamadıkları gözlemlenmiştir. Maalesef İsveç huzurevlerindeki yaşlılarını korumakta başarısız olmuştur. Ölüm istatistiklerini yukarı taşıyan en önemli etken, huzurevlerindeki kayıplardır.

3. İsveç, Norveç’in aldığı tedbirleri alamaz. Norveç’in petrol fonu var. Norveçliler birkaç sene evde oturup çalışmasalar dahi ülkenin tekerleği döner. İsveç’in ekonomisi hizmet sektörüne ve ihracata dayanmaktadır. Bizim bu toplumu kilit altına almak gibi bir lüksümüz yok.

5) Sert karantina önlemleri sürdürülebilir değil. Nitekim karantinaya alınan ülkeler şu anda bu karantinadan nasıl çıkacaklarını kara kara düşünüyorlar. Çıktıkları anda 2. dalgayı yerlerse tekrar karantinaya mı girecekler? Gireceklerse bir daha ne zaman çıkabilecekler? Exit planı denilen bir şeyden bahsediliyor karantinadaki bütün Avrupa ülkelerinde. İsveç'in gündeminde bu yok. Biz bahsetmiyoruz.

6) Şu an elimizde olan ölüm oranlarına değil, Covid-19 ile olan mücadele sona erdiğinde sahip olacağımız ölüm oranlarına bakmalıyız. Her ülke, yukarda saydığımız nedenlerle bu mücadele sürecinde farklı aşamalarda olabilirler. İsveç, belki de gelmesi kış aylarına rastlayacak ikinci ve hatta üçüncü dalgayı şu anda karantinada kalarak bağışıklık kazanamamış diğer ülkelere göre çok hafif atlatacaktır desek, çok yanlış bir tahminde bulunmamış oluruz.

Virüsün sınır tanımadığını, bir tsunamiye benzetilmesi gerektiğini düşünen uzmanlar, işin sonunda her ülkenin kendi etnik ve kültürel yapısıyla, demografik özellikleriyle beraber düşünüldüğünde üç aşağı beş yukarı aynı zayiatı vereceğini söylüyorlar. Herkes aşağı yukarı aynı zayiatı verecekse, en azından İsveç'in diğer ülkeler gibi ekonomik intihara girişmemiş olması, İsveçliler adına sevindirici.

Covid-19 ile mücadelede önemli olan yeterli tıbbi malzeme, yeterli sağlık çalışanı ve yeterli yatak sayısıdır. Bunlar yeterli olduğu sürece (ki öyle olduğu görülüyor İsveç'te) karantina uygulamak faydadan çok zarar verir. Virüsün yayılmasını engellemeliyiz diyor sert karantina tarafltarları. İsveç'in taktiği virüsün yayılmasını engellemek değil. Virüsün kontrollü ve sağlık sistemini çökertmeyecek şekilde yayılmasını sağlamak. Bu yüzden okullar açık. Türkiye'de 20 yaş altına evden çıkma yasağı haliyle garip geliyor bana. Muhtemelen Türkiye'de farklı jenerasyonlar aynı çatı altında yaşadığından böyle bir uygulamaya gidildi. Ancak genç insanları ne kadar daha evde tutabileceksiniz? Üretken ve sağlıklı yetişkinleri bir an önce virüsle tanıştırıp, bağışıklık kazandırıp, ekonomik çarkın içindeki yerlerini tekrar geri almalarını sağlamak gerekmiyor mu?

Yukarda bahsettiklerimin yanında BBC'nin hazırladığı 1o dakikalık, Türkçe altyazılı bir belgesel var.

İsveçli pandemi uzmanı Johan Gisecke ile Underd'ün yaptığı oldukça iyi bir röportaj var burada. Mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.